Bedelsiz Aşk

Yazan  Aslı Aydemir, PCC , Kategori Blog

Bazı ilişkilerde eser miktarda da olsa yetiyor; bazılarında ise çok daha sık aranıyor.

Ancak her ilişki, doğası gereği “rutin dışına çıkmaya” illa ki ihtiyaç duyuyor.

Bu ihtiyaç, ilişki içindeki kişiler kadar para kazanmak isteyen şirketlerin de ilgilerini çekiyor.

Markalar, bu naif ilişki ihtiyacını, kendi para kazanma ihtiyaçları ile ustalıkla (!) birleştiriyor ve kalpli, çiçekli, çikolatalı kağıtlara 14 Şubat’ı sarıyorlar.

İlgi çekici kırmızı kalpler ve her insanın ihtiyacı olan sevgi dolu sözlerin özenle arkaplana yerleştirildiği kıyafetten kozmetiğe, çamaşırdan mücevhere çok çeşitli hediye seçenekleri baktığımız her yere, söz konusu tarihten çok önce yerleştirilmiş oluyor.

Her biri birbirinden güzel, yakışıklı modeller, farklı imgeler ve farklı kelimeler eşliğinde gülümsüyorlar ancak verdikleri mesaj aynı:

“Aşkını gösterebilmen için para harcaman lazım.”

Hayır, lazım değil.

Çünkü, aşk ile paranın organik bir bağı yok.

Ancak, sistemin parçası olan reklamlar, filmler ve diziler, bizi bu ikisinin birbirine sımsıkı bağlı olduğuna o kadar uzun süredir inandırmaya çalışıyorlar ki, “doğal” olan yerine “onların ürettikleri”ni gerçek sanmaya başlayalı çok oluyor.

Böylece, geçen gün bir dizide duyduğum şu replik,

“Aylincim, eşin sana 25 bin dolarlık bir mücevher almış. Ne güzel, demek ki sana çok değer veriyor!”

gündelik hayatların bir parçası halinde:

“Ayşecim, sevgilin sana altın kolye mi aldı? Sana ne kadar çok değer veriyor!”

Söyleyen kişi, “Sen çok değerlisin, sana ne kadar pahalı bir hediye verilmiş” derken; aslında şunu diyor:

“Senin değerin bir altın kolye”.

Oysa ki, insana paha biçilemez.

Aşkın da satın alınabilir herhangi bir eşya ile denk olabileceğine inanmak, aşka inanmamak olur.

Hem, hediyenin değeri, sahiden aşkın büyüklüğünü ve aşık olunan kişinin değerini anlatıyor olsaydı, ona dünyaları da verseniz, hala çok eksik kalırdı.

Peki, ne yapacağız? Hiç hediye almayacağız ya da 14 Şubat yok gibi mi davranacağız?

Ben bu gibi durumları bahane ederek ilişkiye hizmet etmesi yönünde değerlendirme taraftarıyım.

Aşkın an be an bize ne yaşattığı önemlidir. Tarihlerden bağımsız. Bununla beraber, 14 Şubat’ı bir Cuma gününe benzetebiliriz.

Her hafta bir kere Cuma yaşıyor olmamıza rağmen, haftasonunun habercisi olması nedeniyle, onu haftanın diğer günlerinden farklı yaşarız.

Haftasonuna az kalmıştır, heyecanlanırız; akşam dışarı çıkarız, arkadaşlarımızla bir araya geliriz.

Aslında haftanın rutinini kırarız ve bu değişiklik bize iyi gelir.

14 Şubat’ı da, benzer bir şekilde değerlendirerek, ilişkimize yarar hale getirebiliriz.

Buyrun, bir günü bahane ederek, rutini kırma ve bu sayede sevgilimize daha da yaklaşma yolunda heyecan verici öneriler:

1) İçinizdeki eşsizliği keşfedin ve ifade edin.

Tek başınıza kalın, rahatlayın ve aşağıdaki soruları içtenlikle cevaplayın. Yazarsanız duygularınıza dair daha fazla şey görme şansınız olur. Liste ya da paragraf halinde yazmayı tercih edebilirsiniz.

- Sevgilimin hangi özelliklerini seviyorum?

- Onun yanında kendimi nasıl hissediyorum?

- Neden onunla birlikteyim?

- Neden onunla birlikte olmaya devam etmek istiyorum?

- Sevgilim yaşamıma girdiğinden beri bende ve yaşamımda neler değişti?

- O olmasaydı, nasıl bir hayatım olurdu?

Yazdıktan sonra, bunların bir kısmını bugüne kadar bilinçli olarak düşünmemiş olduğunuzu görebilirsiniz.

Bu durumda sevgilinizin bunları bilme olasılığı da iyice zayıf demektir.

Eğer isterseniz, bunları bir mektuba (ya da elektronik mektuba) , kısa (ya da uzun!) mesaja, post-it’lere yazabilir ya da akşam yemeği sırasında ifade edeceğiniz cümleler haline getirerek sevgilinizle paylaşabilirsiniz.

2) Ona hissettiklerinizi eyleme dökün.

Eğer daha rahat hissedecekseniz, gözlerinizi kapatın ve kendinizi bir tiyatro sahnesinde hayal edin. Seyircilere, hiç konuşmadan, sevgilinizi ne kadar çok sevdiğinizi ve önemsediğinizi anlatmanız gerekiyor.

Her şey mümkün; bunu nasıl yaparsınız?

Gerçek yaşamınızda, sahne, ilişkiniz. Seyirciniz de sevgiliniz.

Hayal gücünüz sınırsız olacaktır. Burada da birkaç öneri var:

- Evin her yerini renkli balonlar ile doldurun ve her birinin üzerine ilk maddede yer alan sorulara verdiğiniz cevapları keçeli kalem ile ayrı ayrı yazın,

- Sevgilinizin sevdiği bir şarkıyı çalışıp, sesinizin güzel olup olmadığını önemsemeden ona şarkı söyleyin ya da yalnız ikinize özel bir beste yapın,

- Sevgilinizin en sevdiği yemeği pişirmeyi öğrenin ve ona sürpriz yapın,

- Sevgilinizin uzun zamandır yapmayı istediği ancak ertelediği bir şeyi anımsayın ve onu birlikte yapmayı teklif edin,

- Sevgilinizin sevdiği ya da sevebileceği bir filmi seçin ve birlikte izleyin, ardından üzerine sohbet edin,

- İkinize özel bir gece hazırlayın ve geceye dair detayları fotoğraflayın. Fotoğraflardan güzel bir albüm oluşturun ve sevgilinize gönderin.

3) Hediye vermeyin, anlam verin.

Çocukluğunuzda size hediyeler alınarak sevgi gösterildiyse, bugün sevildiğinizi hissetmek için hala hediye almayı bekliyor olabilirsiniz.

Aynı şekilde, sevgilinize de hediye alarak onu sevdiğinizi gösteriyor olmanız çok olası. Böyle bir durumda:

- Anlam arayın.

Unutmayın, çok az hediye kendi başına anlamlıdır. Ancak hediyeniz, sevgilinize ve ilişkinize özel bir anlam taşırsa, eşsiz demektir. Örneğin, bugün için sevgiliniz adına 14 fidan bağışlayın ve o fidanlar büyüdükçe aşkınızın da büyüyeceğini yazdığınız bir not iliştirerek sertifikası ile birlikte sevgilinize gönderin.

- Eşsiz olun.

Hediye seçerken önceliğiniz, ödeyebileceğiniz en yüksek bedelli olanı bulmak değil, duygularınızın bir yansımasını bulmak olsun. Örneğin, yıldız şeklindeki bir kolye ucunu, onun hayran olduğunuz gamzesini size anımsattığı için almak isteyebilirsiniz. Dünyada başka kim, o yıldızı sizin yanağınızdaki gamze olarak görebilir ki?  

- Yaratıcı düşünün.

Örneğin, yolda yürürken onu düşündüğünüz sırada ayağınıza takılan bir taşı alıp, “Seni düşünürken kendimi kaybediyorum sevgilim. Bak, bugün seni düşünürken bu taş ayağıma takıldı, sen de gör istedim...” deyin. Taş ile ilişkiniz arasına böyle bir bağ koyduğunuzda, artık o bir taş değil, ikiniz için değerli bir sembol haline gelir. Sevgiliniz ona her baktığında, sizin onu yolda yürürken kendinizi kaybedecek kadar düşündüğünüzü görecek ve mutlu olacaktır.

Kısacası, ne yaparsanız yapın ama mutlaka yaptığınız şey ile sevgilinize duygu yaşatın. Çünkü insan hafızası, sadece duygu yaşadığı anları sonsuza kadar kaydediyor.

Aşkınız, tarihlerden bağımsız, daim olsun.  

Aslı Aydemir, PCC, SCPC, CSF

Facebook'ta Paylaş

Son DüzenlenmeCuma, 06 Şubat 2015 10:39

Benzer Öğeler (etikete göre)

Bu kategoriden diğerleri: « Sen Hele Bir Adım At
Yorum eklemek için giriş yapın

Koçluk eğitimlerinde lider eğitim kurumlarından biri olan Sola Unitas ağırlıklı olarak yönetici koçluğu, öğrenci koçluğu, takım koçluğu ve ilişki koçluğu alanlarında hizmetler vermektedir. Paul Ekman'ın Türkiye Şubesi olarak çalışmalarına devam eden Su Akademi ayrıca uzmanlık alanlarına bağlı olarak kurumlara ve bireylere davranış bazlı eğitimler sunmaktadır. Yaşam koçluğu eğitimi ve diğer eğitimlerimiz için lütfen [email protected] adresine e-posta gönderiniz.

Log in

fb iconLog in with Facebook


 

 

create an account