Çocuğunuza yeteneksiz gibi davranırsanız yeteneksiz olur…

Yazan  Tülin Danışman, PCC , Kategori Blog
Alp Danışman, 30 Mayıs 2014, İş Kuleleri Alp Danışman, 30 Mayıs 2014, İş Kuleleri
Ebeveynler bazen akademik sonuçlar üzerinde çok fazla durarak zararlı etkilerde bulunabiliyorlar. Özellikle lise döneminin yetişkinliğe geçiş süreci olduğunu ıskalayan ebeveynler. Bu oldukça önemli, çünkü sadece birkaç yıl içerisinde yasal yetişkinler yani reşit olacaklar, en azından patronları ya da müşterileri onlara öyle davranacaklar. Peki ya yetişkin olmaya bir türlü fırsat bulup geçiş sürecini iyi değerlendiremedilerse?

Kesin olan bir şey var ki, hangi ebeveyn olursa olsun çocuğunun geleceğine önem verir. Yüksek bir ilişki bulunmasa da akademik sonuçlar her ebeveyni az ya da çok etkiler.  Diğer herkes ne söylerse söylesin, biraz hariçten gazel okumak gibi kalır her söylenen.

Tabi tüm uzmanların görüşlerinin anlamsızlaşabileceği bir alandayız. Ne de olsa koskoca İngiliz Lordu Rochester bile “Evlenmeden evvel nasıl çocuk yetiştirileceğine ilişkin altı görüşüm vardı, şimdi altı çocuğum var ama tek bir fikrim bile yok” demiştir. Haksız da sayılmaz hani…

Merak etmeyin benim de ergen sınıfında iki çocuğum var; teorilerin, akademinin çocuk yetiştirmeye nasıl da uygulanamayacağını öğrenmiş yetişkinlerden biriyim. Ama aynı zamanda oğlum bana “ben dansçı olacağım” dediğinde tüm bilinçaltımın bana nasıl saldırdığını ve günlerce kendi içimde girdiğim mücadeleyi en iyi yaşayanlardan biriyim de. Kendi yaşamımda mühendis ya da doktor olmayana pek saygıyla bakılmadığı ve başarının sadece üniversite puanlarıyla yargılandığı bir dünyadan geliyorum. Yani sizlere hiç mi hiç yabancı değilim. Amerika’nın, Kanada’nın yani batı kültürünün psikanalizinin yetersiz, çaresiz kalacağı günler yaşadım. Ama damdan düşenin halinden de damdan düşen anlar…

Doğal olarak bu süreç insanı en çok kendine döndürüyor. Bilgelik içimizde, huzur içimizde sözleri de böyle durumlarda pek yardımcı olmuyor doğrusu… En azından bana olmadı…

Kendi başaramadıklarımızı çocuklarımızdan istiyoruz ısrarla… Duruyoruz, alışıyoruz… Sonra yeniden aynı başaramadıklarımız önüme çıkıyor. Bu arada oğluma ne olduğunu sorarsanız, kendisi harika bir dansçı şimdi. Gösterilerinde onu izlediğimde gözyaşlarım göğsümden, gözlerime ışık hızında transfer oluyor. Yakında da Almanya’ya eğitimini tamamlamaya gidiyor. Bana bu süreçte ne yaptığımı sorarsanız şunu söyleyebilirim:

Önce kendi kendime oğlum için neyi istediğimi sordum, cevabım basitti. Sadece mutlu olmasını önemsiyordum. Ama nasıl mutlu olacağını bilmediği ama benim bilebileceğim gibi gibi bir Tanrı rolü üstlenmek haddimi oldukça aşıyordu. Kısacası tek yaptığım; önce çenemi kapatmak oldu. Çünkü ne olursa olsun nasıl mutlu olacağını bu dünya üzerinde hiç kimse bilme şansına sahip değil. Özellikle iki yıldır içerisinde olduğum İzotomi çalışmalarından biliyorum ki, binlerce mutsuz avukat – ki biri de kocam olur-, binlerce mutsuz mühendis, binlerce mutsuz doktor var. Ne gariptir ki bizim para kazanılamayacağını düşündüğümüz yaratıcı meslekler grubu ise en mutlu meslekler grubu arasında en başı çekiyor.

Sanayi devriminin başından beri matematiğin akademik başarının en önemli unsuru olduğunu düşündüğümüz bir yüzyılı geride bıraktık, en analitik olanımızın akademik açıdan en başarılı olduğunu görüyoruz. Ancak ne hikmetse en analitik olanımızın aynı zamanda kendini en çok yargılayanımız olduğunu da izliyorum.

Meşhur bir söz vardır. “Ignorance is bliss” yani “cehalet mutluluktur”. Eğer cahil olmamayı analitik olmayla ilişkilendirirseniz gerçekten öyle. Bugün bu sözü değiştirip yerine “analitik olmamak mutluluktur” diyorum. Dünyanın sadece dört işlemi çözerek anlaşılabileceğine inanmak bence cehaletin ta kendisidir. Bazen her şeyi bırakıp, bu da böyle diyebilmek gerekiyor.

Yapılması gerekenler basit;

  1. Çenenizi kapatın, bildiklerinizi anlatın ama çocuğunuzun seçim yapmasına izin verin,
  2. Neyi seçerse seçsin destekleyin, eğer desteklemezseniz her durumda zaten başarısız olacak,
  3. Çocuğunuzu mutlaka gözlemleyin ve değerlendirin,
  4. Çocuğunuzun maymun iştahlı olduğunu düşünüyorsanız bırakın olsun, kararlarını değiştirsin. Sonrasında nasıl olsa bir yerde duracak. Tüm başarısızlıklar yeni kapılar açıyor.

Ergenlikte yapılabilecek en iyi yardım, çocuğunuzun yetişkin olmasına yardım etmektir. Bazı konuları onlara sorun ve bu konularda yönlendirmeden karar almalarını sağlayın. İhtiyaç duydukları becerileri geliştirmeleri konusunda nasıl yardımcı olabileceğinizi sorun. Sadece teklif edin, ısrar etmeyin.

Tabi bunlar hariçten okunan gazeller, yani benim işime yarıyorlar, çocuğumun her gün mutlu bir şekilde hedefine doğru gitmesi içimde baloncuklar olmasına sebep oluyor. Ancak sizin işinize yarayıp yaramayacağını sizden daha iyi kimse bilemez.

Karşı çıkmak ve destek olmak isterseniz hadi aşağıda yorum yapın. Yorumlarınızı sabırsızlıkla bekliyorum.

Tülin Danışman, PCC, SCPC, CSF

İzotomi Uzmanı

Facebook'ta Paylaş

Son DüzenlenmeCuma, 06 Şubat 2015 10:40
Yorum eklemek için giriş yapın

Koçluk eğitimlerinde lider eğitim kurumlarından biri olan Sola Unitas ağırlıklı olarak yönetici koçluğu, öğrenci koçluğu, takım koçluğu ve ilişki koçluğu alanlarında hizmetler vermektedir. Paul Ekman'ın Türkiye Şubesi olarak çalışmalarına devam eden Su Akademi ayrıca uzmanlık alanlarına bağlı olarak kurumlara ve bireylere davranış bazlı eğitimler sunmaktadır. Yaşam koçluğu eğitimi ve diğer eğitimlerimiz için lütfen marketing@solaunitas.com adresine e-posta gönderiniz.

Log in

fb iconLog in with Facebook


 

 

create an account